BİLEK SİPERİ

Türk Menzil okçuluğunun Alamet-i Farikası olarak niteleyebileceğimiz bilek siperi 17. yüzyıldan sonra ortaya çıkmış olan bir ekipmandır. Günümüzde genel kanı bilek siperi kullanmanın Menzil okçuluğunda bir gerileme döneminin tezahürü olduğu yönündedir. Bilek siperi kullanmadaki maksat daha kısa boylu okları kabza gerisine çekebilmek ve bu sayede kısa ve hafif ok atma imkanına kavuşmaktır. Çuhadar Ahmet’in tabiri ile bilek siperi kullanarak ‘’Az yay çok hükmüne’’ getirilmiştir. Allahu-âlem bilek siperi icat olunduktan sonra tüm sporcular bilek siperi kullanmamıştır ama rağbet görüp birçok kemankeşin ilgisini çekmiştir.
Abdullah efendi menzilinde Sultan 2 Mahmut 1834 yılında 1111 gez atarak Menzil almıştır. Emin menzilinde yine Sultan II Mahmut 1836 yılında 1201,5 gez mesafe ile Menzil almıştır. Büyük Yeksüvar menzilin de Katip Ahmet efendi 1725 yılında 1095 kez atarak Menzil almıştır. Bu Menzilde bilek siperinin mucidi diyebileceğimiz Kırçeşmeli Mustafa Çelebi de 1065.5 gez ile Menzil almıştır, lakin daha sonra Katip Ahmet efendi onu geçmiştir. Tüm bu mesafeleri değerlendirdiğimizde hala çok iyi menzil mesafeleri atıldığı aşikardır. Tozkoparanın ve Bursalı Şuca’nın o muhteşem rekabetinin olduğu dönemlerdeki mesafeler atılamamış ama yine de 1200 gez üzerinde birçok menzil taşı dikilmiştir, bu da bize bilek siperinin icad edildiği dönemlerde menzil okçuluğundaki gerileme tezini kısmen de olsa çürütmektedir.
Menzil okçuluğunu bilek siperi öncesi ve sonrası olarak değerlendirecek olursak usta kemankeşlerin nasıl ok attığını bilmemiz lazım. Günümüzde bilek siperi kullanmadan kabza gerisine ok çekmek yasaklanmıştır lakin ecdadımız iç kabzadan hariç ok atmayı ayıplamıştır. Tirkeş oklarını istisna olarak tutabiliriz. Öyle ki bilek siperi icat olduktan sonra okun atış yerinden değil de siper başından ok atma bir beceriksizlik olarak görülmüş ve ayıplanmıştır. Ecdadımızın disiplinli bir şekilde çalışması ve her ayrıntıda mükemmeliyetçi bir anlayışa sahip olmasının tezahürü olarak en ufak hata tespit edilmiş ve düzeltilmeye gayret edilmiştir.
Katip Abdullah Efendi Kava’idü’r-Remy isimli kitabında okun nereye kadar çekileceğini şu şekilde tarif etmektedir. Katip Abdullah Efendi'nin kitabından aktaracak olursak "Tirkeş okunda temrenin ağaç tarafından olan yer yumruk yani kürsü üzerine gelmesi sondur. Orada bir nefes veya iki nefes beklemek gerekir. Acem olan Vasitiye kavmi on nefese kadar bekletilir demişlerdir. Gerek tirkeş gerekse pota atışlarında bir nefes bekletip atma bütün atıcılar usüldendir, demişlerdir. Ama Azmayiş, Haki, Yeksüvar ve Pişrev oklarının çekileceği son nokta budur: yumruk üzerinden kürsüye kadar kürsü de bilek ve yumruk düz olacak yani Ebu Haşim ve İshak yumruğu ve kabzası olsa yen ağzına kürsüden iki parmak aşağıya okun bulanmaması şartıyla son bulur. Ama Ebu Tahir kabzasında bilek ve yumruk yatık olduğundan kürsüden aşağıya gelmek olmaz çünkü ok yumruğa vurur. Pişrev ve Yeksüvar okları nazik olduğu için kürsünün sonu iyidir atıcının kürsüden iki parmak aşağı veya yem ağzına indirebilmesi için usta bir atıcı olması gerekir. Ama bu da Tahir kabzasında olmaz. Puta atışında böyle kürsüden iki parmak aşağı atmayı gerektirir buna da usta atıcı gerekir. Atıcılar bu atış ‘’KİK’’atıcı değerler Ben bütün atışlarda yen ağzında sona geldim ve Allah'ın izniyle korku olmamıştır puta atışında da yine kürsüden iki üç parmak aşağı sonlandırdım’’. Buradan da anlaşılacağı gibi ecdadımız menzil atarken her ne kadar bilek siperi kullanmamış olsa da 17.yy dan önce zaten menzil atış tekniği siperle atış tekniğine (mantığına ) yakın bir teknikle atış yapmışlardır ki Ünsal yücelin kitabında tasnifini yaptığı okların ekseriyeti kısa boylu oklardır bu da bize okların yen ağzına kadar çekilerek atış yapıldığının işaretidir diyebiliriz.
Bilek siperi hakkında Ünsal Yücel kitabında Çuhadar Ahmed den alıntılayarak şunları yazıyor "siper alat-ı cedideden olup karîbü'l-ahirde zuhûr etmiştir. Evvela ok yumruğu incitmesin deyû oluksuz siper tablası istimal etmişler, sonra ok bir tarafa hata etmesin deyû tablanın üzerine meşinden bir yumru peydâ eyleyib ismine "ibik" demişler ve nice müddet sonra ol ibiği kemik pâreye tebdîl eyleyib ve oku üzerinden atmışlar. Badehû kırçeşmeli merhumun himmeti ile hâlâ istimâl olunan oluk icâd olunub gittikçe tavil eylemişler. Hakîkatü'l hâl bir ok ki oluğun içine ziyâde çekilen ve bir tarafa isâbet etmeden kurtulan ziyade menzil alıb az yay çok hükmüne girmiş olur". Metindeki ifadeden de anlaşılacağı üzere bilek siperi birden bire ortaya çıkmış bir icad değildir. Zamanla ve evrilerek ortaya çıkan yardımcı bir ekipmandır. Katip Abdullah efendinin ifade ettiği gibi Ebu Haşim ve İshak gibi üstatlar muşamba kullanarak ceng-baz tutuşu ile ok atışı yapmaktadırlar. Ceng-baz tutuşu ile Menzil atmak bilek siperi ile atış yapmak arasında çok bir fark olmadığı kanaatindeyim şekil olarak fark vardır tabi ki ama mantık olarak çokta fark yoktur. Kâtip Abdullah Efendi oku kürsü tabir ettiği sol elin başparmağının ilk boğumu başlangıcından iki parmak aşağıya kadar çekilebileceğini belirtmiştir ki bu mesafe kabzanın yaklaşık olarak 4-5 santimetre gerisine ok çekebilmek demektir. Kırçeşmeli Mustafa Çelebi oluksuz siper tablası ile atış yaptığında ibik tabir ettiği nokta yen ağzına gelmektedir ki bu da yaklaşık 6-8 santimlik bir kabza gerisine çekiş demektir. Zaten oluklu bilek siperi ile de yaklaşık 6-8 santimlik bir kabza gerisine çekiş yapılabilmektedir. Bu açıdan baktığımızda bilek siperi ile atış yapmanın asıl amacı oku kabza gerisine çok çekmekten ziyade okun eli yaralamasını ve oluşabilecek kazaları önlemek olduğu kanaatindeyim. Zaten bilek siperinin önce oluksuz tabla olarak kullanılması sonradan oluklu bilek siperi halini alması da bu kazaları önleme gayretini işaret etmektedir.

BİLEK SİPERİNİN BÖLÜMLERİ
Bilek siperi; oluk, tasma, tabla ve eşik olmak üzere 4 parçadan oluşmaktadır. Oluk yarım boru şekline benzetebileceğimiz ve okun atış esnasında kabza gerisine çekilmesini sağlayan ana unsurdur. Kenarları yüksektir, ancak içi dümdüz bir yapıya sahip değildir. Atış esnasında okun oluğun birçok noktasına temas etmesini istemeyiz bu yüzden oluğun içi dışa doğru kavisli diyebileceğimiz bir şekilde yüksektir ve atış yeri tabir edilen noktada bu kavisin en yüksek noktasıdır. Atış yeri oluğun ortasına denk gelecek şekilde tasarlanmalıdır. Oluk ne çok derin ne de çok dar olmalıdır atışın güvenli bir şekilde yapıp kurtulmasını sağlayacak kadar derin okun sağa sola çarpmasını önleyecek kadar da geniş olmalıdır burada okçunun atış tekniği belirleyici unsurdur.
Bilek siperi ile atış yapılırken dikkat edilmesi gereken hususlar:
Bilek siperi kullanımı avantajlarının yanında dezavantajlarda getirmektedir. Kemankeş eğer çok idman edip eskilerin tabiri ile yaya galip gelmezse bilek siperi ile yapacağı atışlar sipersiz yapyığı atışların çok gerisinde kalacaktır. Bir menzil okçusu menzil atışına doğru ve etkili bir şekilde yapabilmesi için maksimum kuvvetinin %80'i kuvvetindeki yaylarla atış yapmalıdır. Bilek siperi ile atış yaparken ise bu oran %70'lere kadar düşebilmektedir. Çok iyi idman yapmış ve atış tekniği iyi olan bir sporcu bilek siperi ile sonuç alabilir. Menzil okçuluğunda maalesef idman eksikliği çok fazladır. Puta okçuları isabetli atışlar yapabilmek için yoğun bir antrenman programı uygularken menzil okçuları bu antrenman yoğunluğuna erişememektedir. Bilinenin aksine menzil okçuluğu puta okçuluğundan çok daha fazla idman gerektirmektedir.
Bilek siperi kullanırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus ok ve oluk arasındaki açının doğru olmasıdır. Bilek siperi öyle bir açıyla yerleştirmelidir ki sipersiz atışta okun hizası nasıl ise siperle yapılan atışta da aynı hizayı yakalamalıyız. Atış yaparken yayı çeken okçu, ok oluk içinde sağa sola ya da aşağı yukarı oynatmadan yayı çekmeli ve bırakış anında bu düzeni bozmadan bırakış yapabilmelidir. Menzil atışında ve puta atışında gez yerinin doğru olması iyi bir atış için göz önünde bulundurulması gereken çok önemli bir husustur. Siperle atış yaparken gez yerinin sipersiz atış yaparken ki yerinden yarım gez kadar yukarı yapmak okun oluğun kenarlarına çarpmadan çıkış yapmasına fayda sağlayacaktır. Bilek siperi ile atış yapılırken dikkat edilmesi gereken bir diğer hususta kiriş ile kabza arasındaki mesafedir. Sipersiz atışta yaklaşık 18 cm kiriş yüksekliği olan bir yay düşündüğümüzde okun sol elin başparmağı üzerindeki temas noktası (kürsü)ile kiriş arasında 18 cm bir mesafe vardır, bu mesafe sayesinde gez kirişten kurtulup kürsü hizasına gelinceye kadar ok hızlanıp yükselir ve ele çarpmadan atış yapılabilir. Bilek siperi ile atış yapıldığında ise kürsü kabzanın yaklaşık 7-8 santimetre kadar gerisinde olacaktır. 18 cm kiriş yüksekliği olan bir yay düşünecek olursak kürsü ile kiriş arasındaki mesafe 10 santimetreye kadar düşecektir bu da okun gez kısmının yeterince yükselmeden kürsüye temas edeceği anlamına gelebilir hele ki atış esnasında oluşabilecek küçük hatalar bu teması arttıracaktır. Bu yüzden bilek siperi ile yapılacak atışlarda tablanın son kısmı ile kiriş arasında yeterli mesafe bırakılmalıdır ki ok kürsüye çarpmadan havalanıp gidebilsin zaten gez yerinin bilek siperi ile yapılan atışlarda yarım gez kadar yukarıdan bağlanmasını düşünmemiz de bu nedenledir.
Bilek siperi yapımı

Oluk yapımı manda boynuzunun dolgun tarafından balık ve Fildişi gibi dolu malzemeden yapılabilir böyle içi dolu bir malzemeden yapmak oluk ile beraber eşiği de aynı parçadan yapma imkânı sunar. Manda boynuzunun içi boş olan kısmıyla da oluk yapılması mümkündür hatta Ünsal Yücel'in kitabında Bağa dan da yapılabileceğini yazıyor ancak Mustafa Kani Efendi Bağanın tabla yapımı için kullanıldığından bahsediyor. Bağa ya da manda boynuzunun boş kısmından yapılacak olan oluk yapılacak malzeme önce kaynatılıp ısıtılarak yumuşatılır ve daha önceden hazırlanmış oluk şeklindeki kalıba preslenerek oluk şeklini alması sağlanır. Bu şekilde hazırlanacak oluğun eşik parçası olmayacağı için eşik ayrıyeten yapılıp oluğa yapıştırılmalıdır. Tüm bu malzemelerin dışında sert ağaçlardan daha çok rahat bir şekilde oluk yapılabilir ayrıca ağaçtan yapılan oluklar eşik ve oluk tek parça olacak şekilde yapma imkânı da vardır. Oluk hangi malzemeden yapılırsa yapılsın ne çok dar ne de çok geniş olmalı çok derin de olmamalı. Oluğun için kavisli bir şekilde yapılmalı ve bu kavisin tepe noktası oluğun orta kısmına gelmelidir. Ayrıca bu kavis dışarıdan bakıldığında çok net bir şekilde belli olmamalı ancak içine ok konduğu zaman okun temas ettiği tek bir nokta olmalıdır.

TABLA
Siperle atış yaparken olası bir kaza anında okun ele saplanmasına ve yaralamasını önlemek amacıyla yapılan yumruğun üstünü kapatarak koruma sağlayan bir parçadır. Boynuzun boş kısmından ve bağa dan yapılabilir oluğun hemen altında bulunur, eşik üzerine açılan kanal sayesinde eşikle birleştirilir. Bahsedilen malzemeler dışında günümüzde kolaylıkla bulunabilen sert ağaçlardan da tabla yapılabilir dilerse üstü deri ile de kaplanabilir. Telhiste ve Ünsal Yücelin kitabında Keler ile kaplandığı da bahsedilmektedir. Keler için Mustafa Kani Efendi Telhiste kara ve deniz Keleri olarak tanımlamaktadır. Kanaatimce Keler olarak tarif edilen deri vatoz derisidir. Bu derilerin dış kısmı sert küçük noktalar ile kaplıdır bu sayede okun tablanın üstünden bir yere saplanmadan uzaklaşması sağlanmış olur.

TASMA
Tasmayı bilek siperini ele bağlamak için kullanılan deri parçası olarak tanımlayabiliriz. Tasma sol yumruğun üzerine kapatan ve başparmağın üzerine doğru uzanan bir kısmı olmalıdır. Tasma ele çok sıkı ya da çok bol olmamalı ama elin bir parçasıymış gibi yumruğa uygun olmalıdır. Tasma bilekten toka ile bileğe sabitlenir. Eşiğin geldiği ön kısımdan kabzaya doğru uzanan parçası ince bir şeritle yapıştırılarak başparmak ve işaret parmağı arasından bu şerit ile bileğe ya da tasmanın tokasına bağlanmalıdır. Tasmanın iç yüzüne istenirse deri yapıştırılabilir ama Mustafa Kani Efendi tarifinde İpek kumaşın yapıştırılmasının daha iyi olacağını yazmaktadır. Mustafa Kani Efendi tarifine bakacak olursak bilek siperinin yükselmesini kesinlikle istememektir tasmanın altına konulacak kumaştan tutun da eşiğin yüksekliği tasma da ve eşikte kullanılacak yapıştırıcının inceliğini bile dikkat edilecek husus olarak anlatmaktadır.

EŞİK
Eşik oluk ile tasmanın birbirine yapışmasını sağlayan ara parçadır. Boynuzun dolu kısmı, Fildişi, Balık dişi gibi içi dolu malzemelerden yapılan oluklarda tabla eşik üzerine açılan kanal sayesinde oluğun altına yerleştirilir ve yumruğun üzerini kapatması sağlanır. Eşik yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus sol yumruğun üzerinde oluğun açısının istendik şekilde olmasıdır. Eşik mümkün olduğunca alçak yapılmalıdır ki siper yükseltilmesin Mustafa Kani Efendi eşik ve tasmanın birleştiği yeri tarif ederken bıçak ağzı kadar inceltilmeli tabirini kullanmaktadır bu da bize bilek siperi kullanırken okun yumruğumuzdan yükselmemesinin ne kadar önemli olduğunu izah etmektedir.

MUŞAMBA

Muşamba günümüzde bilek siperi ile yapılan atışlarda yayın kabzasına sarılıyor ama ecdadımız bilek siperi icad edilmeden önce Ceng baz tutuşunu yapabilmek için muşambayı kullanmıştı zaten. Muşamba pamuk iplikten kalın dokumalı bir kumaştan yaklaşık olarak 1 metre boyunda bir tarafı 11-12 santim bir tarafı 3-4 santim olacak şekilde yamuk olarak kesilir. Muşambanın bir tarafı düz bir tarafı 11-12 santimden 3-4 santime doğru eğik olacak şekilde kesilir üçe katlanıp dikilir daha sonra balmumunu eritip bu kumaş içine batırılır hatta biraz balmumun içinde kaynatılırsa kumaşın içine iyice işlemesi sağlanmış olur. Sıcak bal mumunun içinden kumaş bir pense yardımıyla tutularak dikey bir şekilde çıkarılır ve mumun soğuyarak donması beklenir. Kap içindeki muşamba mumun içinden çıkartırken kumaşın etrafını 2 çubuk arasına sıkıştırarak yukarı doğru çekilir böylece kumaşın içindeki ve üstündeki fazla mum kolayca kabın içinde kalır, kabzaya sararken kalınlık oluşturmaz. Muşambanın ölçüsü kullanacak olan okçunun elinin büyüklüğü ve kullandığı yayın kabzasının kalınlığı ile alakalı olarak bu ölçüler büyütülebilir veya küçültülebilir.
Muşamba kabzaya sarılırken kalınlık oluşturmasın diye muşambanın enli tarafı bıçakla kalından inceye doğru kesilerek inceltilir ve kabzanın sol alt kısmından soldan sağa doğru sarılmaya başlanır. Bu sarım esnasında kumaşın yumuşak olması ve katların birbiri üstüne takip etmesi çok önemlidir o yüzden ısıtarak sarmak çok daha faydalı olacaktır ve sarım bittikten sonra istenilen şekil verilir bir müddet soğumaya bırakılınca gayet sağlam olacaktır. Muşamba sarıldığında kabza da kesinlikle boşluk olmamalı sağa sola dönme yapmamalıdır öyle sıkı sarılmalıdır ki adeta kabzanın bir parçası gibi sabit olmalıdır.
Muşambayı sararken elin ayasının geleceği yer ile başparmağın geleceği yer aynı yükseklikte olmamalıdır burada sporcunun kabza tutuşu en önemli unsurdur. Yükseklikler öyle ayarlanmalı ki sol bilek düz ve yumruk yeri gösterecek şekilde bir tutuş yapıldığın da siperin hizası bozulmasın ve ok sağa sola çarpmadan hatasız olarak siperden kurtulsun.

SAHTİYAN

Sahtiyan oluğun içine yapıştırılan çok ince ve başparmak eninde bir deri parçasıdır. Mustafa Kani Efendi ‘’içi mesakasız olan siperler hava gezi denen yeleksiz ve soyasız ok atmakta engel teşkil etmez, belki hava almasına sebep olur fakat temrenli ve soyalı oklar öldürücüdür. Cilalanmış parlak soya ve temren yalnız sipere atış anında şiddetle vurduğu için sekip ele zarar vermezse de okun menziline engel olur.’’ demektedir. Benim sahtiyan olmadan ve sahtiyan yapıştırılmış oluklarla yaptığım atışlarda edindiğim deneyime göre sahtiyan okun oluk içinde çok fazla oynamadan çekilmesini ve atış yapılmasına katkıda bulunuyor. İçin cilalı olan oluk çok pürüzsüz bir yüzey olduğundan çok kolayca hareket edip oynama çok olmaktadır. Sahtiyan bu oynamayı azaltmasında faydası olduğu kanaatindeyim.
Bilek siperi ile atış tekniğinde dikkat edilmesi gereken hususlar;
Bilek siperi kullanacak sporcunun belli bir atış tekniğine kavuşmuş güvenilir ve temiz atışlar yapabilmesi gerekmektedir. Bilek siperi ile yapılan atışlarda en önemli unsur sağ dirseğin geriye doğru çalıştığı sağ elin bırakıştan sonra kulak arkasına doğru çalıştığı Ferkenin doğru bir şekilde uygulanmasıdır. Ferke doğru uygulandığında hem okun Menzil almasına çok büyük katkı sağlar hem de bırakış anında okun sağa sola oynamadan temiz bir şekilde oluktan kurtulup uçmasını sağlar bu sayede ok kabzaya çarpıp kırılmaz ve kemankeşin yaralanmasına neden olmaz. Bilek siperi ile atışta en uygun atış tekniği sipersiz atıştaki gibi yakın kestirme atıştır istenen arada hiç fark olmamasıdır. Yakın kestirmeden kasıt okun kabzaya çarpmadan en fazla bıçak arkası kadar uzaklıktan geçmesidir kitaplarda tarif edilen yakın kestirme budur. Zaten okun kabzaya çarpması bir kemankeşin yapabileceği en büyük hatadır. Çekiş esnasında okun oluk içinde oynaması çok istendik bir durum değildir ok fazla oynamadan oluk ile aynı hizada çekilmelidir. Çekiç esnasında okun soyasının sağa meyletmesi okun arkasının oluğun sol tarafına veya kabzaya çarpmasına neden olacaktır. Böyle bir çarpma okun gez tarafından kırılmasına kırılmasa bile Menzil almasına engel olacaktır. Okun çekiş esnasında olukla aynı hizayı yakalayamayıp oluğun kuyruk kısmının bileğe yakın ve yeri gösterdiği durumlarda soya yanlış bir açıyla oluk içinde hareket eder böyle bir durumda okun oluğun içinde sürtünerek çıkmasına neden olur buna da okun boylaması denir. Atış esnasında boylama tabir edilen hata oluşunca ok havalanarak aşırı yükselir ve menzil almaz. Bazı çekişlerde ok atış yerinden ziyade oluğun kuyruk tarafına temas ederek çekilir olun başı yeri kuyruğu havayı gösterdiği hata şeklidir bu şekilde yapılan atışlarda da ok oluğa fazla temas edeceğinden yine boylama tabir edilen hata oluşur ve ok havalanarak Menzil almaz. Okun soyasının kabzaya meyil ederek yapılan çekiş hatası sağ elin bırakış esnasında yanaktan uzaklaşarak açıktan bırakış yapıldığı hata şeklidir. Bu hata bilek siperiyle atış yapanlar için en tehlikeli hata şeklidir çünkü oku soyası kabzayı gösterdiği için kabzaya çarpıp kırılması ve kemankeşin yaralanmasına neden olabilir.
İsmail GÜLLÜOĞLU
![]() |
![]() |

